Cats Academy Boston, İstanbul'da Konferans Düzenledi

HARVARD’A KABUL EDİLMEK HAYAL DEĞİL

ABD’nin önde gelen üniversitelerinde eğitim görmek isteyen gençlere yönelik çalışmalar yapan ve  Globalise ve ISEWORLD’ün davetlisi olarak kısa bir süre Türkiye’de bulunan Cats Academy Boston’ın Üniversite Danışmanlığı Direktörü Sophia S. Meas, en temel kriterin çok iyi derecede İngilizce konuşma ve yazma olduğunu vurguluyor. Akademik alan dışında yapılan faaliyetlerde “en iyi” olmak da okul tarafından kabul edilme fırsatını beraberinde getiriyor.

 

Her yıl binlerce öğrenci yurtdışında eğitim görmek, adı tüm dünyada büyük kabul gören üniversitelere kabul edilmek için ter döküyor. Sayısı giderek artan bir grup ebeveyn de çocuklarına Türkiye’nin dışında başka bir ülkede üniversite eğitimi yapabilmesi için fırsat sunmaya çalışıyor. Peki, böyle bir durumda öğrencilerin istedikleri okula girebilmeleri, hayallerine ulaşabilmeleri için ne yapmaları gerekiyor? Sadece bir yıllık bir çalışma yetiyor mu yoksa işe çok daha küçük yaşlarda mı başlamak gerekiyor? Bu soruları, uzun yıllar Harward University’de Senior Admission Director olarak görev yapmış olan ve halen ABD’nin en ünlü ve başarılı okullarından CATS Academy Boston’ın Üniversite Danışmanlığı Direktörlüğü görevinde bulunan Sophia S. Meas’a yönelttik.

“Yabancı dil yeterliliği ve notlar kadar öğrencinin kişiliği de önemli ”

14-20 yaş arasındaki gençlerin kabul edildiği akademide öğrencileri, istedikleri üniversiteye kabul edilebilmeleri için gereken donanıma sahip olmaları yönünde hazırlayan, okula başladıkları ilk günden üniversite başvuruları yaptıkları sürece kadar tüm adımlarda yanında olan üniversite danışmanlarının direktörlüğünü yapan Meas, alanında “usta” isimlerden biri olarak kabul ediliyor. ABD’de eğitim görmek isteyen öğrencilere yönelik çalışmalar için Globalise ve ISEWORLD’ün davetlisi olarak kısa bir süre Türkiye’de bulunan Meas, sorularımızı yanıtlarken çeşitli ipuçları da veriyor. Yurtdışında eğitim görmek isteyen öğrenciler için gereken en önemli iki özelliği “iyi derecede İngilizce konuşma ve yazma beceresi” olarak vurgulayan Meas, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Çocuğum Türkiye’nin dışında başka bir ülkede okuma fırsatına sahip olsun istiyorum, diyen ebeveynler buna dikkat etmeli. Ben özellikle ABD’de öğrenim görmek isteyenlere yönelik konuşuyorum. Yüksek öğrenim için bakılan ilk noktalardan biri de öğrencinin notları ve test sonuçları. Öğrencinin okul müfredatı ile baş edip edemeyeceğine karar verme noktasında bu derecelere bakılıyor. İkinci ölçü de öğrencinin kişiliği. Eğer bir öğrenci ABD’de öğrenim görmek istiyorsa üniversite camiasıyla uyum sağlayıp sağlayamayacağına, nasıl geçineceğine bakıyorlar. Elbette okula göre bu camianın niteliği de değişiyor. Bazıları büyük, bazıları küçük, bazıları teknik ağırlıklı, bazıları da sanatsal. Örneğin eğer artistik yönü kuvvetli bir öğrencinin gideceği üniversitenin türü bilgisayar programlamaya odaklanan ya da mühendislik okumak isteyen öğrencinin gideceği okuldan farklı olur. Nazik, açık fikirli, arkadaş canlısı ve işbirliğine açık olmak da üniversitelerin önem verdiği noktalar.”

“Bol okuyun, İngilizce televizyon programları izleyin”

Meas özellikle üzerinde durduğu İngilizce konuşma ve yazma konusunda hatırlatmalarda bulunurken “Bol bol okuyun. Ne bulursanız, neyi okumak hoşunuza giderse. İster dergi olsun, ister bol resimli büyük yazılı kitaplar. Ne kadar çok İngilizce okursanız kelimelerle o kadar sık karşılaşırsınız. İngilizce okumak sınavlarda daha iyi not almanızı sağlayabilir. Ayrıca konuşulan dili duyduğunuzda ortama daha kolay adapte olabilirsiniz. İngilizce televizyon programları, haberler, şovlar da size yardımcı olur.” diyor. Meas’ın bir önerisi de anne babalara:

“Çocuklarınıza daha anaokulundayken İngilizce kitap okuyabilirsiniz, çizgi film izletebilirsiniz. Böylece daha kolay adapte olabilirler.”

“Gönüllü çalışmalar yapmak ve hobileriniz çok önemli”

Ders notları ve akademik başarı elbette önemli., ancak üniversite seçimlerinde adaylarda aranan başka özellikler de var. Meas’a göre bu noktalar sadece kişisel başarı için aranmıyor. Şöyle ki, öğrencinin akademik açıdan zor zamanlar geçirdiği dönemlerde yapmaktan keyif aldıkları şeylerle ilgilenmesinin onlara yardımcı olacağı düşünülüyor. “Öğrencinin okumak, sanatla ilgilenmek, seyahat etmek gibi hobileri varsa, bunlar önemli. Çünkü nasıl biri olduğunu, nelerden hoşlandıklarını gösteriyor. Örneğin seyahati seven bir öğrenci, maceracı bir ruha sahiptir muhtemelen. Yeni şeyleri denemeyi, risk almayı seven biriyse muhtemelen Amerikan akademik çevresine çok iyi uyum sağlayacaktır” diyen Meas, öğrencinin yaptığı işte “en iyi” olmasının onu öne çıkaracağını vurguluyor. Okulların akademik başarı açısından eşit durumdaki iki öğrenci arasından birini seçmesi gereken durumlarda adayın yaptığı gönüllü çalışmaların ya da başka uğraşlardaki becerisinin etkili olduğunu vurgulan Meas, “Bir sivil toplum kuruluşu için çalışma yapması bir adayı diğerinden ayırır. Ancak bu çalışmalar bir okulun tüm öğrencilerine yaptırdığı bir eğitim ise o zaman sizi neyin öne çıkaracağına bakmanız gerekiyor. Bu da bir alanda, -futbol, basketbol, piyano ya da buna benzer bir alanda- en iyisi olmak” diye konuşuyor.

Görev yaptığı Cats Academy Boston’ın yurtdışından gelen öğrencilere odaklandığını anlatan Meas, onları istedikleri üniversiteye yerleştirmek için gereken tüm donanımları daha ilk günden sağlamaya başladıklarını söylüyor. Bu kimi zaman öğrencinin alması gereken ders oluyor, kimi zaman da sözlü görüşme sırasında nasıl konuşacağını, beden dilini nasıl kullanacağını göstermek. Amerikan eğitim sisteminde öğretmenlerin tavsiye mektuplarının etkili olduğunu kaydeden Meas, “Biz öğrencilerimizi çok iyi tanıdığımız için öğretmenleri yazdıkları mektuplarda onların sınıf içindeki durumundan okul dışındaki hallerine, becerilerine, yeteneklerine kadar her noktayı anlatıyor. Bu da üniversitelere kabullerini kolaylaştırıyor. Bizim öğrencilerimiz çok iyi okullardan burslar alıyor” diyor.

Cats Academy Boston’ın uluslararası eğitim uzmanlarından Lindsey K. Hopkinson da ABD deyince akla ilk gelen üniversitelerin Harvard, MIT, Johns Hopkins olduğunu belirtirken şu konuya da dikkat çekiyor: “ABD’deki tüm iyi okullar bunlarla sınırlı değil. Çünkü ülke genelinde 4 binden fazla üniversite var. Hangi okulun öğrenci için en iyisi olacağını seçiyoruz. Öğrencilerin tüm bu seçenekleri tanıma şansı oluyor.”