Melek Güler

Bugun 1. ayımı doldurdum. Pasaporttan geçtikten sonra anlıyabildim herşeyin ne kadar gerçek olduğunu. Ailemi çok uzun bu süreden önce son kez gorüyo olmak ve sadece el sallıyabilmek garip bi duygu. İlk unutkanlığımı da uçağa binmeden önce el bagajımı x-ray cihazinda bırakarak yaptım. Münih’te telefonum calışmadı. Pasaport kontrolünde de görevli eski vizeme bakmiş, tarihi geçmiş dedi, bi de orada ağzım yüreğime geldi ama öyle ya da böyle Amerika’ya geldim. Zar-zor bavullarımı yükledikten sonra ailemi buldum. Yarım saat 45 dakikalık yoldan sonra da eve geldik, 4 yeni kız kardeşimle tanıştım, yeni odama yerleştim. Evde bir exchange daha var, Karadağ'dan, onunla aynı odada kalıyoruz evin alt katında, yataklarımız birbirini görmüyor, geniş bi oda ama oda paylaşmak, özellikle onunla, çok kolay bişey değilmiş. Yine de seviyorum, iyi anlaşıyoruz ama anlaşamadığımız zamanlar da olmuyor değil.. Ben geldikten 2 gün sonra anneyle birlikte formalarımı almaya gittik, ondan sonraki gun de Diane (danışmanım), anne ve ben kağıt işlerim, ders seçmelerim için falan okula gittik. Hoş karşılandık, ders seçmelerini de birdikten sonra okulu gezdik. Okulum güzel, Diane ve anne de çok beğendi. Ertesi gün, okula başladım. Geç kalmama rağmen dersler konusunda etkisi olduğunu düşünüyorum. Cebir, geometri, Fransızca, dans, kişisel fitness ve zorunlu İngilizce, tarih, din derslerini aliyorum. Dersler çok kolay (en zorları zorunlu olanlar) notlarım da şimdilik iyi ama ilerde ne olur bilmiyorum. Geldiğim hafta doğum günümü kutladık. İlk cumartesi başka bi ailenin evine mangala gittik havuz-jakuzi de vardı güzel bir gün geçirdik. Ondan sonraki cumartesi de bizi alışveriş merkezine bıraktılar. Geçen hafta da Diane’in bütün exchangeler için düzenlediği kampa katıldık. Diane, Kelsey (benimle yaşıt olan kardeşim) ve beni evden aldı biraz geç kalmıştık biz gittiğimizde ateş yakılmıştı. Birşeyler yedik, korku hikayeleri anlatıldı ben yanımda küçük hoparlör götürmüştüm sonra da herkesin i-pod'undan şarkılar dinledik onunla. Yattığımızda saat 4'ü geçmişti. Uyku tulumunda uyumak pek kolay değilmiş bunu anladım. Sabah da donutlarımızı yiyip evlere döndük. Kampta yine ISE’den Orhun'da vardı. Türk biriyle karşılaşmak, hatta birinin ismimi doğru telaffuz edebilmesi bile sevindiriyor insanı. Pazar günleri genelde ailecek tuttuğumuz takımın (Patriots) maçı oluyor, onu izliyoruz ve herkes o gun Patriots forması giymek zorunda anne benim formamı ben daha gelmeden once sipariş vermişti. Günlerim güzel geçiyor, ailemi gerçekten seviyorum, şimdilik mutluyum, bi problemim yok ama Türkiye’yi çok özlüyorum, ailemi, arkadaşlarımı..

Size tekrar yazarım, herşey için çok teşekkür ederim.
ISE World ailesi iyiki varsiniz :)