Yurtdışında Okuyan Ünlüler

CEO’ların Yurtdışı Eğitimden Geçen Yolları

Yurtdışında eğitimle ilgili herhangi bir yazı okursanız, size muhtemelen yurtdışında eğitimin kültürler arasında nasıl güçlü bağlar kurduğundan, öğrencilerin yabancı dillerini nasıl geliştirdiklerinden, bu yurtdışı eğitim deneyimlerinin gelecek kariyerleri için nasıl derin tesirleri olacağından bahsedecektir.

Yurtdışında eğitim almanın öğrencilere getirileri sıralanırken, “daha küçük yaşta bir birey olarak kendi ayakları üzerinde durabilme, aşina olmadığı bir yerin sistemine uyum sağlayabilme, maddi manevi sorumluluklarını bilerek hareket etmeyi öğrenme” gibi daha özsel gelişimler genelde arka plana atılır, kimilerince de çok önemsenmez. Bu yazıda bu tecrübelerin ve elbette genel olarak yurtdışında okumanın ne kadar kıymetli olduğunu çoğumuzun yakında tanıdığı bazı isimler üzerinden anlatmaya çalışacağız.

Önce 20-30 sene öncesine, hatta belki biraz daha eskilere gidelim. Türkiye’nin önde gelen iş adamları, zenginleri, ailelerinin adlarıyla tanınır ve aile büyüğü ile her daim vizyonda olurdu. Genellikle Anadolu’nun çeşitli yerlerinde büyüyen bu girişimci insanların büyükşehirlere ve özellikle de İstanbul’a yerleşmeleriyle Türkiye ekonomisinin önemli yapıtaşları olan bu ailelerin küçük çaplı başlayan işleri, yıllar içinde dünyanın en büyük şirketlerine evrildi.

“Biz okuyamadık, bari çocuklarımız en iyi yerlerde okusun”

Büyük oranda yükseköğrenim görme imkânı bulamadan iş hayatına atılan bu köklü ailelerin o zamanki reisleri, adeta “Biz okuyamadık, bari çocuklarımız en iyi yerlerde okusun” dercesine eğitime önem verdiler. Koç ve Sabancı ailelerinin, eğitim camiamıza dünya çapında tanınan çağdaş liseler, üniversiteler, vakıflar kazandırmalarına kadar giden yolda, eğitimin, özellikle de yurtdışında eğitim görmenin çok önemli bir kilometre taşı olarak yer aldığını görüyoruz.

Türkiye’nin en iyi okullarında rahatça okuma imkânı olan bu ailelerin sonraki kuşak gençlerinin yurtdışında eğitimi seçmesinin nedenlerinden biri elbette ki yukarıda bahsettiğimiz “sorumluluk” çıtasının yükseltilmesidir. Eğitim tercihlerinin yeni kuşaklara gelindikçe değiştiği bu aileler, yurtdışında alınan eğitimlerin neticesinde daha modern yapılara bürünecek ve şirket içi yönetim modellerini bile değiştireceklerdi. Yurtdışından hem akademik hem de hayat tecrübesi anlamında üstün niteliklerle dönen bugünün ünlü iş adamları ve iş kadınları, tüm tecrübelerini ve eğitimlerini işlerine aktararak bayrağı büyüklerinden devralıyorlar ve bu köklü holdinglerin üst düzey yöneticileri, CEO’ları olarak hizmet vermeye devam ediyorlar.

Koç, Sabancı, Karamehmet ve Doğan ailelerinin yolları yurtdışından geçti

“O aileden gelsem ben de CEO olurdum” diyenler çıkacaktır ama gerçek hayatta işler hiç de öyle yürümüyor. İnsan kendini geliştirme fikrinden ve motivasyonundan cayarsa, küresel vizyonu takip etmeyi bırakırsa tüm hedefleri tepetaklak olabiliyor. Şimdi, Koç, Sabancı, Karamehmet ve Doğan gibi ailelerin yurtdışında eğitim almakla ilgili tecrübelerine kısa kısa göz gezdirelim.

Liseyi bitiremeden iş hayatına giren Vehbi Koç’un aksine, önce oğlu Rahmi Koç, sonrasında da şu an Koç Holding’in başında yer alan Mustafa Koç, eğitim hayatlarına yurtdışında devam ettiler. Mezunları arasında dünyaca ünlü isimlerin bulunduğu Amerika’daki Johns Hopkins Üniversitesi’ni bitiren Rahmi Koç’un ardından, Mustafa Koç bayrağı daha da ileri taşıdı ve yurtdışında eğitimle çok daha küçük yaşta, daha lise yıllarında tanıştı. Lise eğitimini İsviçre’deki Lyceum Alpinum Zuoz’da tamamlayan Koç’un yurtdışı eğitim serüveni George Washington Üniversitesi’nde sürdü. Her zaman için Koç Ailesi ile anılan Sabancı Ailesi de eğitime en az Koç’lar kadar değer verenlerden. İkinci ve üçüncü kuşak birçok Sabancı, eğitimlerini yurtdışında tamamlarken, aile aynı zamanda holding olarak da Türk eğitim dünyasına katkıda bulunmaya devam ediyor.

Doğan Holding, yurtdışında eğitim gören ikinci kuşak Doğan’lara emanet

Özellikle medya sektöründeki varlığıyla tanınan Aydın Doğan da tıpkı Vehbi Koç gibi kendi yükseköğrenim alamayıp çocuklarını en iyi okullarda okutmaya çalışanlardan. Arzuhan Doğan Yalçındağ, Londra’da Amerikan Üniversitesi İşletme bölümünü bitirirken, Vuslat Doğan SabancıColombia Üniversitesi’nde Uluslararası Medya ve İletişim alanında master yaptı. Hanzade Doğan da dünyaca ünlü London School of Economics’i bitirerek yürüdüğü yolda Doğan Gazetecilik’in CEO’su oldu. Bugünün Doğan Holding’inin üç en üst düzey yöneticisi de eğitimlerinin belli bir bölümünü yurtdışında tamamlamış olarak sahip oldukları mevkilere eriştiler.

Turkcell’i kurarak nasıl bir müteşebbis olduğunu gösteren Mehmet Emin Karamehmet de yurtdışında eğitim aldıktan sonra meslek hayatında ilerleyen ve Türkiye’nin en zenginleri arasına girenlerden. Kuruluşu 1871 yılına kadar giden, İngiltere’nin en prestijli boarding school’larından (özel yatılı okul) Dover College’da öğrenim gören Karamehmet, müteşebbis düşüncesinin temellerini belki de burada aldığı felsefeyle atıyor, daha çok genç yaşlarda kendisini böylesine geliştirmesinin ödüllerini ise daha sonra topluyordu.

Türkiye’nin tepe yöneticileri yurtdışında eğitim almış; harekete geçme zamanıdır!

Görüldüğü üzere, Türkiye’nin tepe yöneticileri ve hatta bu yazıda sözünü etmediğimiz daha birçok önemli iş ve siyaset insanı, sanatçı ve akademisyen lise eğitimlerini ya da üniversite yıllarını yurtdışı okullarında geçirdiler. Eğitim hayatının büyük bölümünü üniversite de dâhil olmak üzere İsviçre’de geçiren Halil Bezmen, lisans ve yüksek lisans eğitimini North West London University’de tamamlayan Osman Çarmıklı, yine yüksek lisans eğitimini İngiltere’de alan Akkök Şirketler Grubu’nun kurucusu Raif Dinçkök gibi birçok isim, yurtdışında aldıkları bu eğitimlerle yükseldiler ve birer marka haline geldiler.

Yıllar geçti ve artık bu önemli isimlerden sonra gelen kuşaklar yurtdışında okumaya daha da önem verir hale geldi. Birçok büyük holdingin yönetim kurulları adeta uluslararası eğitim fuarı gibi rengârenk ve CV’lerin “eğitim” bölümlerinde tonlarca uluslararası prestijli okulun adı yazıyor.

Siz de bir veli ya da bir öğrenci olarak kararınızı verin ve Türkiye’deki kaliteli eğitimle benzer maliyetlerdeki yurtdışı okullarını araştırın. Sadece akademik anlamda değil, hayata bakış ve vizyon anlamında da yukarıda sıraladığımız ünlü örnekleri tekrar gözden geçirin ve kararınızı verin. İnanın pişman olmayacaksınız.

ISEWorld gibi ciddi danışman firmalara kulak verin

Daha ayrıntılı bilgi ve profesyonel yardım içinse ISEWorld gibi ciddi danışman firmalarla bir araya gelebilir, uzman eğitmenlerin yönlendirmeleriyle çocuğunuz ya da kendiniz için en güzel kararları alabilirsiniz.

Bilgi istek formu için Tıklayınız

Mektup: Zeynep Kartal

unnamed3

Merhaba Gülten Hanım,

Nasılsınız? Size ne kadar iyi olduğumu söylemek ve gelişmeleri bildirmek için yazıyorum. Amerika’daki okulum muhteşem bir okul, çok mutluyum ve bu yılın hiç bitmemesini istiyorum! Buraya kadar gelmemi sağlayan yardımlarınız için teşekkür ediyorum.

Derslerimin hepsinde çok iyiyim, A ve B’den düşük notum yok, spor olarak Cross Country yapıyorum ve kışın da Snowboarding yapacağım. Bir sürü arkadaş edindim ve öğretmenlerimle de çok iyi anlaşıyorum. İlişikte fotoğraflarımı koydum. Sizden yakın zamanda duymayı diliyorum. İyi günler!

Kents Hill School, Maine

unnamed1 unnamed2 unnamed4

Mektup: İbrahim Akkan

Kanada

Merhaba ISEWorld,

1 ayı geçkin süredir Kanada’dayım. İlk gün gece 12’de ailem ve danışmanım havaalanına karşılamaya geldiler, çok sıcak bir karşılamaydı. Kartona Türkçe “hoş geldiniz” yazmışlar. Kim, yani host mother görünce sarıldı hemen.

Ertesi gün okula danışmanım götürdü ve herkesle tanıştırdı, yorgun olduğum için de eve götürdü sonra beni. Neredeyse her hafta sonu bir etkinlik düzenleniyor, hepsi çok güzel ve eğlenceli. Buradaki tek exchange öğrenci ben değilim. Yanlış hatırlamıyorsam 12 kişiyiz. Bizimle birlikte 1 tane de Brezilyalı öğrenci kalıyor; adı Tulio. Onunla da çok iyi anlaşıyoruz. Türk kahvesiyle lokum getirmiştim, çok beğendiler. Bir akşam burada bulabildiğim kadarıyla onlara Türk yemeklerinden yaptım, onları da çok beğendiler. Herkes çok sıcakkanlı, hemen uyum sağladım buraya.

Okulda da her şey yolunda, hemen bir sürü arkadaşım oldu. Dersler zaten Türkiye’ye oranla çok daha kolay, şu ana kadarki quiz’ler ve testlerde notlarım çok iyi. Şimdiden dil konusunda da büyük bir ilerleme kaydettiğimi düşünüyorum. Her şey bu kadar mükemmel giderken hiç bir sorun yokken bir aksilik oldu iste anneannem vefat etti. Benim için yeri çok farklıydı, çok seviyordum. Yıkıldım haberi duyunca ama buradaki herkes toparlanmamda yardımcı oldular. Şu an iyiyim ve anneannemin yokluğuna alışmaya çalışıyorum. Mutluyum her şey yolunda, hiç bir sorun yok ama bir şeyler eksik artık. Ama burada bana üzüntümü unutturuyorlar Kim, Kim’in annesi, babası, kardeşi, buradaki danışmanım; hepsi çok iyi insanlar ve beni çok sevdiler. Bu hafta Salı gününe kadar tatil burada. Yarın Kim’in çocukları gelecek buraya ve onlarla tanışacağım için çok heyecanlıyım.

Her şey için çok teşekkür ederim.

Mektup: Aydan İdrisova

aydan

Merhaba IseWorld Ailesi,

Uzun zamandır size yazmak istiyordum ama o kadar yoğunum ki Türkiye’deki ailemle bile görüşecek vakit bulamıyorum.

Kanada’ya geleli 1 aydan fazla oldu ve ben bir sürü arkadaş edindim. Her gün birlikte yapacak bir şeyler buluyoruz. Kaldığım yer biraz küçük olsa da birlikte çok eğleniyoruz, zaten her hafta birinin doğum günü oluyor.

Evimde Brezilya’dan gelen bir host sister’ım vardı ancak hiç sosyal olmadığı ve sürekli odasına kapandığı için ailem başka aileye yolladı. Neyse ki benimle öyle bir sorunları yok, çünkü sürekli bir yerlere gidiyoruz.

Türkiye’deyken okul ile sosyal hayatı birlikte yürütmenin çok zor olduğunu düşünürdüm ama buraya gelince öyle olmadığını anladım. Okul içi, dışı bir sürü etkinliklere katılıyorum. Aynı anda hem voleybol hem futbol takımındayım. Türkiye’de bu neredeyse imkânsız gibi bir şey.

Hayatımın en eğlenceli zamanlarını geçiriyorum. Yılın sonunda inanılmaz güzel hatıralara sahip olacağıma eminim. Bana bu şansı verdiğiniz için çok teşekkürler. Umarım sizde de her şey yolundadır. Vakit buldukça size yine yazmaya çalışacağım.

Mektup: Zeynep İncedere

vancouver

Merhaba,

Bugün Amerika’da geçirdigim otuz üçüncü gün. Aylardır buradaymışım gibi hissediyorum çünkü bu otuz üç gün içerisinde çok şey yaşadım.

Her günüm dolu dolu geçiyor. Bir haftalık alışma sürecinden sonra her şey yerine oturdu. Dünyanin her tarafından arkadaşım var. Şu ana kadar zorlandığım bir konu olmadı. Olsa bile buradaki arkadaşlarım her zaman yardıma hazır. Aynı zamanda Türkiye’deki arkadaşlarımı ve ailemi de ihmal etmemeye çalışıyorum. Boş vakit buldukça ailem ve arkadaşlarımla konuşuyorum.

Dersleri anlamak zor değil, zorlansam bile insanlar yardım etmekten zevk duyuyor. Burada hayatim bir düzen içerisinde, sorumluluklarımın farkındayım. En ufak bir tereddütüm olduğu zaman insanlarla iletişim kurmayı ve soru sormaktan çekinmemeyi öğrendim. Kısacası her şey yolunda. Burası ikinci evim oldu. Artık yabancı gibi hissetmiyorum. Destek için teşekkürler!

Mektup: Mustafa Aracı

New Brunswick

Bu yıl sizin sayenizde New Brunswick’te okuyorum. Şimdiden 1 ay geçti ve burada çok mutluyum. Yeni arkadaşlarım oldu. Kanada’nın birçok geleneğini öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum.

Ailem çok iyi insanlar  ve sürekli bana yardım ediyorlar. Bir sıkıntım olduğu zaman rahatça konuşabiliyorum. Türkiye hakkında birçok bilmedikleri şeyleri öğrettim. Ayrıca burada ben Türkiye’yi temsil ediyorum ve bunun bilincindeyim.

Buradaki birçok spor aktivitelerine katıldım. Bunların hepsi sizlerin sayenizde. Bana bu olanağı sağladığınız için çok teşekkür ederim.

Mektup: Zeynep Berksun

unnamed (1)

İlk ayımı tamamladım. Gerçekten nasıl geçtiğini hiç anlamadım. Ailem çok iyi ve host sister’ımla çook iyi anlaşıyoruz. Sanki onları daha uzun süredir tanıyormuşum gibi hissediyorum. Okula başlayalı da 3 hafta oldu. Okul biraz zorlu başladı. Herkes sizinle gelip konuşacak gibi hissediyorsunuz. Çünkü yeni birisin, dünyanın öbür ucundan geliyorsun, herkes seni merak edecek ve başına üşüşecek diye düşünüyorsun. Türkiye’de yeni öğrenci gelse okula, herkes ona bakmaya gider ama maalesef burada öyle olmuyor, çünkü herkes alışmış exchange öğrencilere ve herkesin en azından bir tane exchange tanıdığı var. Ama bu demek değil ki seninle tanışmayacaklar ki, tanıştılar ve bizimle konuşmaya, arkadaşlık kurmaya başladılar ve şu an her şey iyi gidiyor.

Ailem ve bir aile dostuyla, onun da exchange öğrencisi var, Prince Edward Island’a gittik. Çok eğlenceliydi ve bir sürü yeri daha gezeceğiz. Ailem bize her yeri göstermek istiyor. Çok tatlılar. Futbol maçlari oluyor. Başka okullar bizim okulumuza geliyor, onları izlemeye gidiyoruz.

Bir kulübe katildim okulda ve haftanın bir günü öğle tatilinde oraya gidiyorum. Burada o kadar çok kulüp ve aktivite var ki. Ve bir kulübe katılman için o şeyde çok çok iyi olman gerekmiyor. Hevesliysen, istiyorsan gel katıl diyorlar. Bu hafta Spirit Week’ti, host sister’ımla aynı şeyleri giyip gittik okula.

Bu bir ay nasıl geçti hic anlamadım. İlk ay en zor ay olabilir burada geçireceğim 9 ayın arasında. Sonunda atlattım ama onu da. Geldiğim yer İstanbul’dan sonra çok küçük bir yer ama hoşuma gidiyor burası. Her yer yeşil, neredeyse herkes birbirini tanıyor. Arabalar seni görünce duruyor. O en garipsediğim şey. Seni uzaktan görseler yavaşlamaya başlıyorlar. Ve her yere yürüyebiliyosun ama kimse yürümüyor hiçbir yere, herkes arabayla gidiyor. Ve yolda herkes sana gülümsüyor. Mağazada bir şey almak isteyince, “aa bugün nasılsın” falan diyorlar. Ne diyeceğimi şaşırıyorum. Çok kibarlar.

Şimdiden bir sürü şey öğrendim, bir sürü yer gördüm. Sürekli İngilizce konuşmak bazen çok yorucu oluyor ama zaman içinde geliştiğini kendin bile hissedebiliyorsun ve bu daha iyi hissettiriyor. Her şey güzel geçiyor. Umarım güzel bir yıl geçiririm ve bir sürü muhteşem anıyla dönerim evime.

unnamed (3) unnamed (5) unnamed (8) unnamed (9) unnamed (10) unnamed (11) unnamed (12) unnamed

Mektup: Başak Çolak

sydney_f

Selam ISEWorld,

İlk önce nerden başlasam bilmiyorum bile, çok anlatacak şey var, ama ben bugün aklıma gelenleri yazacağım ve sizlerle paylaşacağım.

Bugün Kanada, Nova Scotia’ya geleli tam 1 ay oldu. Bu bir ay içinde bir sürü olaylar yaşadım. Bazıları güzel anılar, bazıları biraz üzücü anılar ama zamanla geçiyor üzüntülü olanlar. Çünkü zamanla buraya alışıyorum, Kanada’da yaşamaya, onlar gibi davranmaya alışıyorum ve hayat benim için her geçen gün değişiyor. İnanıyorum ki en kısa zamanda tamamen buraya alışacağım.

İlk önce uçak yolculuğumdan başlamak istiyorum çünkü bizim gibi seneye gidecek bazı arkadaşlar bu konuda endişeli olabiliyor. Benim uçak yolculuğum güzel geçti, hiçbir valizimi kaybetmedim. Zaten genelde böyle oluyor ama ben de Türkiye’deyken düşünüyordum acaba valizlerim aktarmada ne olur falan diye ama hiçbir şey olmadı; bu yüzden korkuya hiç gerek yok.

Ben Sydney, Nova Scotia’ya geldiğimde beni host ailem çok iyi bir şekilde karşıladılar çok sıcakkanlılardı, zaten genelde hep host aileler böyle oluyor. Ve benim host babam Charlie sürekli Türkiye ile ilgili soru soruyordu. Ondan sonra yavaş yavaş evimizin yoluna koyulduk, heyecanlanmaya başladım çünkü odamı, evdeki iki köpek, yeni okulum, yeni arkadaşlarım, YANİ BÜTÜNÜYLE KANADA’DAKİ HAYATIM BAŞLAMIŞTI. Biliyordum benim için çok kolay olmayacaktı ama başaracağımı biliyordum ki öyle de oldu. Okul başlamadan önce pek arkadaşım yoktu, çoğu vaktimi ailem ve evdeki kız kardeşim Katellyn’le geçiriyordum. Birlikte havuza giriyorduk, koşuya çıkıyorduk ve bunun gibi şeyler…

Okulun başlayacağı gün geldiği zaman daha da heyecanlanmıştım çünkü yeni arkadaşlar edinecektim ki öyle oldu. Okulda ilk gün hep sınıfımı bulmama falan herkes çok yardımcı olmuştu, insanlar burada exchange’lere çok yardım ediyorlar. Okula gittiğim anda bir sürü arkadaşım oldu ama sizin de sıcakkanlı olmanız lazım tabii ki. Benim şu anda okulda bir sürü arkadaşım var ve cidden burada çok mutluyum şu an.

Dersler konusuna gelirsek cidden Türkiye’yle alakası bile yok, çok kolay. Kanada’da Bonfire vazgeçilmez; okulun başladığı ilk hafta benim arkadaşım bonfirenight düzenledi ve çok güzeldi, çok eğlenmiştik. İki hafta önce de host annem Wendy’nin büyük annesinin doğum günüydü ordaydık ve bütün aile beni çok güzel karşıladı. Çok güzel bir yemek hazırlamışlardı ve gerçekten porsiyonları çook büyük. Kilo almamak imkânsızJ

Daha bunlar gibi çook anılarım var burada. Mesela iki hafta önce oryantasyona gittim ve cidden çook ama çook eğlendik. Nova Scotia’nın geleneksel dansını falan öğrendik, çok güzel vakit geçirdik. Hayat burada güzel geçiyor, bu hafta sınavlar başladı işte. Geçenlerde ailemi ve arkadaşlarımı özlediğimi fark eden ailem sırayla odama gelip bana sarıldılar, gerçekten çok tatlılardı. Bu sırada 28 Ekim doğum günüme de çok az kaldı. Bir yandan da buradaki tüm evler Halloween’e hazırlanıyor, Ekim’in 31’ine az kaldı.

Gerçekten her şey şu an çok güzel, her şey yolunda, şimdilik aklıma bunlar geldi. HER ŞEY İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER ISEWORLD AİLESİ. Ben tekrar aklıma geldikçe yazacağım. Şimdilik ben kaçar :)

Mektup: Lale Onuk

Canadaİyisiyle kötüsüyle ilk ayım bitti. Daha havaalanına giderken yaşadığım heyecan ve korkuyu, uçakta nasıl ağladığımı hala hatırlıyorum. Okula girer girmez içime bir his geldi ve nedense bu sene harika olacak dedim kendi kendime. Okula ilk girdiğimde çok heyecanlıydım, bana bir şey sorarlarsa ne diyeceğim, ne yapacağım hiç bilmiyordum. Bütün yol bunu düşünmüştüm fakat düşündüğümün tersine herkes çok sıcakkanlıydı.

Geldiğim günün ertesi günü sabah saat 7’de voleybol takımıyla nehre gittik. O kadar heyecanlıydım ki ne diyeceğimi bilsem bile ağzımdan kelimeler çıkmıyordu kendimi çok kötü hissediyordum ama zamanla her şeye alıştım. Ailemi bile özlemiyorum, tek özlediğim şey takımımdı ama buradaki takıma da alıştım.

Yaşadığım en kötü an geçen hafta inanılmaz bir karın ağrısıydı ama Ms. Bacon ambulansta, hastanede hep benim yanımdaydı ve elimi hiç bırakmadı, annemin yokluğunu hiç hissettirmedi. Buraya çok alıştım hiç bir sıkıntı çekmiyorum, her şey hayal ettiğim gibi.

Başta bana inanılmaz yardımcı olan danışmanım Safa Ilgın’a, daha sonra bana bu fırsatı sunan ISE World’e çok teşekkür ederim.

Mektup: Burcu Bilgin

Kanada2

İLK AYIM

Ve uçak havalandı. Uçak havalanana kadar işin ciddiyetinin farkında değildim. Uçakta herkesten uzak bir yere denk gelmiştim, başta üzüldüm 12 saat sıkılacağım diye ama zevkli bir uçak yolculuğuydu ve yanımda oturan adamla arkadaşlık kurdum. O da Kanada’da yaşayan bir Türk’müş. Bana havaalanında yolu bulmama çok yardım etti. Bizim grupla ayrı oturduğum için havaalanında da onlardan ayrıldım ve bize daha önce “büyük bir havaalanı, birbirinizden ayrılmayın kaybolursunuz” denmişti. İçimde azıcık kaybolma korkusu olsa da tabelalara bakarak yolumu bulmaya çalışıyordum, sonra uçaktaki adam beni buldu ve aktarma uçağımın kapısına kadar bana yardım etti. Orada diğerleriyle karşılaştım ve hepimiz heyecanla bu işin gerçekten gerçekleştiğine inanamadığımızdan bahsettik.

Uçak indi. Yürüyen merdivenleri inerken kapının dışında merakla bize bakan yeni ailelerimizi görünce hepimiz heyecanlanmaya başladık. Acaba bizi tanıyacaklar mı? Acaba ben onları ayırt edebilecek miyim? Ya gelmemişlerse? Ama kapıdan geçer geçmez kafamdaki bütün sorular uçup gitti. Ailem beni tanıdı, pankartlarındaki adımdan doğru kişi olduklarını anladım ve sarılmalarla dolu sıcacık bir selamlamadan sonra eve doğru yola çıktık. Çoktan gece olmuştu ve tabii ki çok uykum vardı ama aile yatana kadar salonda onlarla sohbet ettim çünkü sabah çok erken uyanmak istemedim. Ve bu sayede jetlag beni vurmadı ve çok sıkıntı çekmedim.

Aile evi gezdirdi ve odami gosterdi. Gercekten cok guzel ve tarz bir odam oldugunu gorunce cok sevindim bi de masamin ustune benim icin aldiklari kalem defter ve cikolatalari bir sepetin icine koymuslardi. Onlari gorunce gercekten deger verildigimi hissettim.

Iki gun sinra okul acilicakti ve benim buranin okuluyla ilgili hic bir bilgim yoktu. Neyse ki okulun acilmasindan vir gun once butun international ogrencileri okulda toplayip barbeku partisi yaptilar ve bizi okulu gezdirdiler.

Adlarimizin yazili oldugu bir duvar bulduk. Butun international ogrencilerle tanistik kaynastik ve okulda internationallara yardim etmeye gonullu ambassadorlarla  tanistik. Okul baslayinca okulda cok yalniz kaldim. Butun international arkadaslarim 11 ve 12. sinif bense 10’um. Okulda ogle tenefusleri 11, 12 ve 9-10’lar icin farkli. Ben de kocamaaan ogle tenefusunde kimlerle oturucagimizi kimlerle takilacagimi bilemedim cok yalniz kaldim. Bize anlatilanlara gore herkesin cevremde toplanip beni merak edip sorular sorucagini sanmistim. Ama oyle olmadi. O kadar cok international ogrenci aliyolarmis ki beni gayet normal karsiladilar. Hayal kirikligina ugramistm. Yine de sinifimda kizlar a soru sorunca ya da ogle tenefuslerinde sizinle oturabilir miyim diyince cok kibar davraniyorlardi.

Ama hic birinin gercek arkadaslik kurmak istemediklerini anliyodum cunku onlarin zaten cok yakin arkadaslari vardi. Boyle zamanlarda gercekten ev ozlemini histtim eski okulumu ve gerçek arkadaslarimi ozledim. Butun dusuncelerimi rahat rahat söyleyip kolayca arkadas edinebilmeyi ozledim.

Simdi bir ay gecti ve her sey rayina oturmaya basladi. Okula yeni gelen bir kizla zamanimi geciriyorum. Okulda cok fazla selam verdigim insan var. Oturup benimle ogle yemegi yemeseler de koridorda beni gorunce selam veriyolar. Okulda boyle sikildigim zamanlarda baska internationallarin okulda ne kadar rahat olduklarini gorunce ben de mi sorun var diye dusundum. Okulumu degistirmek istedim cunku Naz’ın okulundan arkadaslariyla aram daha iyiydi. Oraya gitsem uzerimde aradigim ilginin olacagindan emindim ama her bunu dusundugumde kendimi durdurdum. Cunku yavas yavas da olsa buraya da alismaya basladim. Ve okul degistirmem demek ailemi degistirmem demek oldugunu biliyodum.

Cok iyi bir aileye denk gelmistim ve bunu riske atamazdim. Ve Naz’ın o kiskandigim okul hayatinda  bile sikayet ettigi seyler oldugunu  duyunca sadece insanlarin elindekinin kiymetini bilmediklerini anladim. Elimdekilerle mutlu olmayi ogrenicem. Zaten buraya gelme amacim eglenmek degil boyle hayat derslerini ogrenmekti.

Ama tabii ki cok eglendigim zamanlarim da oldu. Bu ilk ayin en iyi yani hafta sonlariydi bir hafta sonu annemle Halifax’a gidip alisveris yaptim ve turk yemegi yedim. Asil gitme nedenimiz annemin kosu yarisi olmasiydi. Korsan gibi giyinip festivale katildim. Baska bir haftasonu butun uluslararasi ogrenciler icin oryantasyon vardi. Kanada’nin en eski kulturunu ogreten bir universiteye gittik. Orda hem geldigim ulkenin gecmisine dair onemli bilgiler edindim hem de diger okullardaki uluslararasi ogrencilerle kaynasmis oldum. En guzeli de orda Naz’ı bulmus olmamdi.

Naz’la Kadikoy Anadolu’ya gidiyoruz ve ayni muzikaldeydik. Oyle olunca dedikodu yapacak cok seyimiz vardi ve onunla konustukca ev ozlemimin azaldigini hissediyodum. Naz’ı orda bulmam ikimiz icin de buyuk sansti.

Bir sonraki hafta sonu Naz’ın ailesi haftasonu icin kulubeye gideceklerini soylediler ve beni de davet ettiler. Ben de seve seve kabul ettim ve ruya gibi bir haftasonu gecirdim. Birbirimizi daha ozlemeye firsat olmadan beni onlarin okuldan arkadaslariyla yapicaklari kamp atesine ve ardindan sushi partisine davet ettiler. Ailemden rica edince hic tereddut etmeden beni oraya biraktilar. Naz’ın okulundan arkadaslariyla da tamismis ve kaynasmis oldum boylece.

Bu ay ekim ayi yani sukran gunuve cadilR bayraminin oldugu ay. Hic bos gececegini dusunmuyirum. Benim ailem Naz’ı Şükran Günü icin gidecekleri kampa davet etti bile… Cok guzel zamanlar gecirmemle birlikte bos kaldigim her an evimi ve arkadaslarimi ozluyorum.

Gercekten farkli bir kulturun icinde oldugumu her sanoye hissediyorum. Insan karakterleri bambaska. Bazen ne yapacagimi cozemitorum. Beni yanlis anlamalarindan korkuyorum. Ama bu konular hakkında uyarilmistim ve “homesick” kavraminin evrelerini adim adim yasarken simdi bu evredeyim simdi su evredeyim diye cok net cikarabiliyorum.

10 ayin biri cok hizli bitti. Daha 9 ayim var. Bazen keske yarin donsem diyorum ama icimdeki ses 9 ay sonra birakmak istemiycegimi biliyor sanki.