Mektup: İbrahim Akkan

Kanada

Merhaba ISEWorld,

1 ayı geçkin süredir Kanada’dayım. İlk gün gece 12’de ailem ve danışmanım havaalanına karşılamaya geldiler, çok sıcak bir karşılamaydı. Kartona Türkçe “hoş geldiniz” yazmışlar. Kim, yani host mother görünce sarıldı hemen.

Ertesi gün okula danışmanım götürdü ve herkesle tanıştırdı, yorgun olduğum için de eve götürdü sonra beni. Neredeyse her hafta sonu bir etkinlik düzenleniyor, hepsi çok güzel ve eğlenceli. Buradaki tek exchange öğrenci ben değilim. Yanlış hatırlamıyorsam 12 kişiyiz. Bizimle birlikte 1 tane de Brezilyalı öğrenci kalıyor; adı Tulio. Onunla da çok iyi anlaşıyoruz. Türk kahvesiyle lokum getirmiştim, çok beğendiler. Bir akşam burada bulabildiğim kadarıyla onlara Türk yemeklerinden yaptım, onları da çok beğendiler. Herkes çok sıcakkanlı, hemen uyum sağladım buraya.

Okulda da her şey yolunda, hemen bir sürü arkadaşım oldu. Dersler zaten Türkiye’ye oranla çok daha kolay, şu ana kadarki quiz’ler ve testlerde notlarım çok iyi. Şimdiden dil konusunda da büyük bir ilerleme kaydettiğimi düşünüyorum. Her şey bu kadar mükemmel giderken hiç bir sorun yokken bir aksilik oldu iste anneannem vefat etti. Benim için yeri çok farklıydı, çok seviyordum. Yıkıldım haberi duyunca ama buradaki herkes toparlanmamda yardımcı oldular. Şu an iyiyim ve anneannemin yokluğuna alışmaya çalışıyorum. Mutluyum her şey yolunda, hiç bir sorun yok ama bir şeyler eksik artık. Ama burada bana üzüntümü unutturuyorlar Kim, Kim’in annesi, babası, kardeşi, buradaki danışmanım; hepsi çok iyi insanlar ve beni çok sevdiler. Bu hafta Salı gününe kadar tatil burada. Yarın Kim’in çocukları gelecek buraya ve onlarla tanışacağım için çok heyecanlıyım.

Her şey için çok teşekkür ederim.

Mektup: Aydan İdrisova

aydan

Merhaba IseWorld Ailesi,

Uzun zamandır size yazmak istiyordum ama o kadar yoğunum ki Türkiye’deki ailemle bile görüşecek vakit bulamıyorum.

Kanada’ya geleli 1 aydan fazla oldu ve ben bir sürü arkadaş edindim. Her gün birlikte yapacak bir şeyler buluyoruz. Kaldığım yer biraz küçük olsa da birlikte çok eğleniyoruz, zaten her hafta birinin doğum günü oluyor.

Evimde Brezilya’dan gelen bir host sister’ım vardı ancak hiç sosyal olmadığı ve sürekli odasına kapandığı için ailem başka aileye yolladı. Neyse ki benimle öyle bir sorunları yok, çünkü sürekli bir yerlere gidiyoruz.

Türkiye’deyken okul ile sosyal hayatı birlikte yürütmenin çok zor olduğunu düşünürdüm ama buraya gelince öyle olmadığını anladım. Okul içi, dışı bir sürü etkinliklere katılıyorum. Aynı anda hem voleybol hem futbol takımındayım. Türkiye’de bu neredeyse imkânsız gibi bir şey.

Hayatımın en eğlenceli zamanlarını geçiriyorum. Yılın sonunda inanılmaz güzel hatıralara sahip olacağıma eminim. Bana bu şansı verdiğiniz için çok teşekkürler. Umarım sizde de her şey yolundadır. Vakit buldukça size yine yazmaya çalışacağım.

Mektup: Zeynep İncedere

vancouver

Merhaba,

Bugün Amerika’da geçirdigim otuz üçüncü gün. Aylardır buradaymışım gibi hissediyorum çünkü bu otuz üç gün içerisinde çok şey yaşadım.

Her günüm dolu dolu geçiyor. Bir haftalık alışma sürecinden sonra her şey yerine oturdu. Dünyanin her tarafından arkadaşım var. Şu ana kadar zorlandığım bir konu olmadı. Olsa bile buradaki arkadaşlarım her zaman yardıma hazır. Aynı zamanda Türkiye’deki arkadaşlarımı ve ailemi de ihmal etmemeye çalışıyorum. Boş vakit buldukça ailem ve arkadaşlarımla konuşuyorum.

Dersleri anlamak zor değil, zorlansam bile insanlar yardım etmekten zevk duyuyor. Burada hayatim bir düzen içerisinde, sorumluluklarımın farkındayım. En ufak bir tereddütüm olduğu zaman insanlarla iletişim kurmayı ve soru sormaktan çekinmemeyi öğrendim. Kısacası her şey yolunda. Burası ikinci evim oldu. Artık yabancı gibi hissetmiyorum. Destek için teşekkürler!

Mektup: Mustafa Aracı

New Brunswick

Bu yıl sizin sayenizde New Brunswick’te okuyorum. Şimdiden 1 ay geçti ve burada çok mutluyum. Yeni arkadaşlarım oldu. Kanada’nın birçok geleneğini öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum.

Ailem çok iyi insanlar  ve sürekli bana yardım ediyorlar. Bir sıkıntım olduğu zaman rahatça konuşabiliyorum. Türkiye hakkında birçok bilmedikleri şeyleri öğrettim. Ayrıca burada ben Türkiye’yi temsil ediyorum ve bunun bilincindeyim.

Buradaki birçok spor aktivitelerine katıldım. Bunların hepsi sizlerin sayenizde. Bana bu olanağı sağladığınız için çok teşekkür ederim.

Mektup: Zeynep Berksun

unnamed (1)

İlk ayımı tamamladım. Gerçekten nasıl geçtiğini hiç anlamadım. Ailem çok iyi ve host sister’ımla çook iyi anlaşıyoruz. Sanki onları daha uzun süredir tanıyormuşum gibi hissediyorum. Okula başlayalı da 3 hafta oldu. Okul biraz zorlu başladı. Herkes sizinle gelip konuşacak gibi hissediyorsunuz. Çünkü yeni birisin, dünyanın öbür ucundan geliyorsun, herkes seni merak edecek ve başına üşüşecek diye düşünüyorsun. Türkiye’de yeni öğrenci gelse okula, herkes ona bakmaya gider ama maalesef burada öyle olmuyor, çünkü herkes alışmış exchange öğrencilere ve herkesin en azından bir tane exchange tanıdığı var. Ama bu demek değil ki seninle tanışmayacaklar ki, tanıştılar ve bizimle konuşmaya, arkadaşlık kurmaya başladılar ve şu an her şey iyi gidiyor.

Ailem ve bir aile dostuyla, onun da exchange öğrencisi var, Prince Edward Island’a gittik. Çok eğlenceliydi ve bir sürü yeri daha gezeceğiz. Ailem bize her yeri göstermek istiyor. Çok tatlılar. Futbol maçlari oluyor. Başka okullar bizim okulumuza geliyor, onları izlemeye gidiyoruz.

Bir kulübe katildim okulda ve haftanın bir günü öğle tatilinde oraya gidiyorum. Burada o kadar çok kulüp ve aktivite var ki. Ve bir kulübe katılman için o şeyde çok çok iyi olman gerekmiyor. Hevesliysen, istiyorsan gel katıl diyorlar. Bu hafta Spirit Week’ti, host sister’ımla aynı şeyleri giyip gittik okula.

Bu bir ay nasıl geçti hic anlamadım. İlk ay en zor ay olabilir burada geçireceğim 9 ayın arasında. Sonunda atlattım ama onu da. Geldiğim yer İstanbul’dan sonra çok küçük bir yer ama hoşuma gidiyor burası. Her yer yeşil, neredeyse herkes birbirini tanıyor. Arabalar seni görünce duruyor. O en garipsediğim şey. Seni uzaktan görseler yavaşlamaya başlıyorlar. Ve her yere yürüyebiliyosun ama kimse yürümüyor hiçbir yere, herkes arabayla gidiyor. Ve yolda herkes sana gülümsüyor. Mağazada bir şey almak isteyince, “aa bugün nasılsın” falan diyorlar. Ne diyeceğimi şaşırıyorum. Çok kibarlar.

Şimdiden bir sürü şey öğrendim, bir sürü yer gördüm. Sürekli İngilizce konuşmak bazen çok yorucu oluyor ama zaman içinde geliştiğini kendin bile hissedebiliyorsun ve bu daha iyi hissettiriyor. Her şey güzel geçiyor. Umarım güzel bir yıl geçiririm ve bir sürü muhteşem anıyla dönerim evime.

unnamed (3) unnamed (5) unnamed (8) unnamed (9) unnamed (10) unnamed (11) unnamed (12) unnamed

Mektup: Başak Çolak

sydney_f

Selam ISEWorld,

İlk önce nerden başlasam bilmiyorum bile, çok anlatacak şey var, ama ben bugün aklıma gelenleri yazacağım ve sizlerle paylaşacağım.

Bugün Kanada, Nova Scotia’ya geleli tam 1 ay oldu. Bu bir ay içinde bir sürü olaylar yaşadım. Bazıları güzel anılar, bazıları biraz üzücü anılar ama zamanla geçiyor üzüntülü olanlar. Çünkü zamanla buraya alışıyorum, Kanada’da yaşamaya, onlar gibi davranmaya alışıyorum ve hayat benim için her geçen gün değişiyor. İnanıyorum ki en kısa zamanda tamamen buraya alışacağım.

İlk önce uçak yolculuğumdan başlamak istiyorum çünkü bizim gibi seneye gidecek bazı arkadaşlar bu konuda endişeli olabiliyor. Benim uçak yolculuğum güzel geçti, hiçbir valizimi kaybetmedim. Zaten genelde böyle oluyor ama ben de Türkiye’deyken düşünüyordum acaba valizlerim aktarmada ne olur falan diye ama hiçbir şey olmadı; bu yüzden korkuya hiç gerek yok.

Ben Sydney, Nova Scotia’ya geldiğimde beni host ailem çok iyi bir şekilde karşıladılar çok sıcakkanlılardı, zaten genelde hep host aileler böyle oluyor. Ve benim host babam Charlie sürekli Türkiye ile ilgili soru soruyordu. Ondan sonra yavaş yavaş evimizin yoluna koyulduk, heyecanlanmaya başladım çünkü odamı, evdeki iki köpek, yeni okulum, yeni arkadaşlarım, YANİ BÜTÜNÜYLE KANADA’DAKİ HAYATIM BAŞLAMIŞTI. Biliyordum benim için çok kolay olmayacaktı ama başaracağımı biliyordum ki öyle de oldu. Okul başlamadan önce pek arkadaşım yoktu, çoğu vaktimi ailem ve evdeki kız kardeşim Katellyn’le geçiriyordum. Birlikte havuza giriyorduk, koşuya çıkıyorduk ve bunun gibi şeyler…

Okulun başlayacağı gün geldiği zaman daha da heyecanlanmıştım çünkü yeni arkadaşlar edinecektim ki öyle oldu. Okulda ilk gün hep sınıfımı bulmama falan herkes çok yardımcı olmuştu, insanlar burada exchange’lere çok yardım ediyorlar. Okula gittiğim anda bir sürü arkadaşım oldu ama sizin de sıcakkanlı olmanız lazım tabii ki. Benim şu anda okulda bir sürü arkadaşım var ve cidden burada çok mutluyum şu an.

Dersler konusuna gelirsek cidden Türkiye’yle alakası bile yok, çok kolay. Kanada’da Bonfire vazgeçilmez; okulun başladığı ilk hafta benim arkadaşım bonfirenight düzenledi ve çok güzeldi, çok eğlenmiştik. İki hafta önce de host annem Wendy’nin büyük annesinin doğum günüydü ordaydık ve bütün aile beni çok güzel karşıladı. Çok güzel bir yemek hazırlamışlardı ve gerçekten porsiyonları çook büyük. Kilo almamak imkânsızJ

Daha bunlar gibi çook anılarım var burada. Mesela iki hafta önce oryantasyona gittim ve cidden çook ama çook eğlendik. Nova Scotia’nın geleneksel dansını falan öğrendik, çok güzel vakit geçirdik. Hayat burada güzel geçiyor, bu hafta sınavlar başladı işte. Geçenlerde ailemi ve arkadaşlarımı özlediğimi fark eden ailem sırayla odama gelip bana sarıldılar, gerçekten çok tatlılardı. Bu sırada 28 Ekim doğum günüme de çok az kaldı. Bir yandan da buradaki tüm evler Halloween’e hazırlanıyor, Ekim’in 31’ine az kaldı.

Gerçekten her şey şu an çok güzel, her şey yolunda, şimdilik aklıma bunlar geldi. HER ŞEY İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER ISEWORLD AİLESİ. Ben tekrar aklıma geldikçe yazacağım. Şimdilik ben kaçar :)

Mektup: Lale Onuk

Canadaİyisiyle kötüsüyle ilk ayım bitti. Daha havaalanına giderken yaşadığım heyecan ve korkuyu, uçakta nasıl ağladığımı hala hatırlıyorum. Okula girer girmez içime bir his geldi ve nedense bu sene harika olacak dedim kendi kendime. Okula ilk girdiğimde çok heyecanlıydım, bana bir şey sorarlarsa ne diyeceğim, ne yapacağım hiç bilmiyordum. Bütün yol bunu düşünmüştüm fakat düşündüğümün tersine herkes çok sıcakkanlıydı.

Geldiğim günün ertesi günü sabah saat 7’de voleybol takımıyla nehre gittik. O kadar heyecanlıydım ki ne diyeceğimi bilsem bile ağzımdan kelimeler çıkmıyordu kendimi çok kötü hissediyordum ama zamanla her şeye alıştım. Ailemi bile özlemiyorum, tek özlediğim şey takımımdı ama buradaki takıma da alıştım.

Yaşadığım en kötü an geçen hafta inanılmaz bir karın ağrısıydı ama Ms. Bacon ambulansta, hastanede hep benim yanımdaydı ve elimi hiç bırakmadı, annemin yokluğunu hiç hissettirmedi. Buraya çok alıştım hiç bir sıkıntı çekmiyorum, her şey hayal ettiğim gibi.

Başta bana inanılmaz yardımcı olan danışmanım Safa Ilgın’a, daha sonra bana bu fırsatı sunan ISE World’e çok teşekkür ederim.

Mektup: Burcu Bilgin

Kanada2

İLK AYIM

Ve uçak havalandı. Uçak havalanana kadar işin ciddiyetinin farkında değildim. Uçakta herkesten uzak bir yere denk gelmiştim, başta üzüldüm 12 saat sıkılacağım diye ama zevkli bir uçak yolculuğuydu ve yanımda oturan adamla arkadaşlık kurdum. O da Kanada’da yaşayan bir Türk’müş. Bana havaalanında yolu bulmama çok yardım etti. Bizim grupla ayrı oturduğum için havaalanında da onlardan ayrıldım ve bize daha önce “büyük bir havaalanı, birbirinizden ayrılmayın kaybolursunuz” denmişti. İçimde azıcık kaybolma korkusu olsa da tabelalara bakarak yolumu bulmaya çalışıyordum, sonra uçaktaki adam beni buldu ve aktarma uçağımın kapısına kadar bana yardım etti. Orada diğerleriyle karşılaştım ve hepimiz heyecanla bu işin gerçekten gerçekleştiğine inanamadığımızdan bahsettik.

Uçak indi. Yürüyen merdivenleri inerken kapının dışında merakla bize bakan yeni ailelerimizi görünce hepimiz heyecanlanmaya başladık. Acaba bizi tanıyacaklar mı? Acaba ben onları ayırt edebilecek miyim? Ya gelmemişlerse? Ama kapıdan geçer geçmez kafamdaki bütün sorular uçup gitti. Ailem beni tanıdı, pankartlarındaki adımdan doğru kişi olduklarını anladım ve sarılmalarla dolu sıcacık bir selamlamadan sonra eve doğru yola çıktık. Çoktan gece olmuştu ve tabii ki çok uykum vardı ama aile yatana kadar salonda onlarla sohbet ettim çünkü sabah çok erken uyanmak istemedim. Ve bu sayede jetlag beni vurmadı ve çok sıkıntı çekmedim.

Aile evi gezdirdi ve odami gosterdi. Gercekten cok guzel ve tarz bir odam oldugunu gorunce cok sevindim bi de masamin ustune benim icin aldiklari kalem defter ve cikolatalari bir sepetin icine koymuslardi. Onlari gorunce gercekten deger verildigimi hissettim.

Iki gun sinra okul acilicakti ve benim buranin okuluyla ilgili hic bir bilgim yoktu. Neyse ki okulun acilmasindan vir gun once butun international ogrencileri okulda toplayip barbeku partisi yaptilar ve bizi okulu gezdirdiler.

Adlarimizin yazili oldugu bir duvar bulduk. Butun international ogrencilerle tanistik kaynastik ve okulda internationallara yardim etmeye gonullu ambassadorlarla  tanistik. Okul baslayinca okulda cok yalniz kaldim. Butun international arkadaslarim 11 ve 12. sinif bense 10’um. Okulda ogle tenefusleri 11, 12 ve 9-10’lar icin farkli. Ben de kocamaaan ogle tenefusunde kimlerle oturucagimizi kimlerle takilacagimi bilemedim cok yalniz kaldim. Bize anlatilanlara gore herkesin cevremde toplanip beni merak edip sorular sorucagini sanmistim. Ama oyle olmadi. O kadar cok international ogrenci aliyolarmis ki beni gayet normal karsiladilar. Hayal kirikligina ugramistm. Yine de sinifimda kizlar a soru sorunca ya da ogle tenefuslerinde sizinle oturabilir miyim diyince cok kibar davraniyorlardi.

Ama hic birinin gercek arkadaslik kurmak istemediklerini anliyodum cunku onlarin zaten cok yakin arkadaslari vardi. Boyle zamanlarda gercekten ev ozlemini histtim eski okulumu ve gerçek arkadaslarimi ozledim. Butun dusuncelerimi rahat rahat söyleyip kolayca arkadas edinebilmeyi ozledim.

Simdi bir ay gecti ve her sey rayina oturmaya basladi. Okula yeni gelen bir kizla zamanimi geciriyorum. Okulda cok fazla selam verdigim insan var. Oturup benimle ogle yemegi yemeseler de koridorda beni gorunce selam veriyolar. Okulda boyle sikildigim zamanlarda baska internationallarin okulda ne kadar rahat olduklarini gorunce ben de mi sorun var diye dusundum. Okulumu degistirmek istedim cunku Naz’ın okulundan arkadaslariyla aram daha iyiydi. Oraya gitsem uzerimde aradigim ilginin olacagindan emindim ama her bunu dusundugumde kendimi durdurdum. Cunku yavas yavas da olsa buraya da alismaya basladim. Ve okul degistirmem demek ailemi degistirmem demek oldugunu biliyodum.

Cok iyi bir aileye denk gelmistim ve bunu riske atamazdim. Ve Naz’ın o kiskandigim okul hayatinda  bile sikayet ettigi seyler oldugunu  duyunca sadece insanlarin elindekinin kiymetini bilmediklerini anladim. Elimdekilerle mutlu olmayi ogrenicem. Zaten buraya gelme amacim eglenmek degil boyle hayat derslerini ogrenmekti.

Ama tabii ki cok eglendigim zamanlarim da oldu. Bu ilk ayin en iyi yani hafta sonlariydi bir hafta sonu annemle Halifax’a gidip alisveris yaptim ve turk yemegi yedim. Asil gitme nedenimiz annemin kosu yarisi olmasiydi. Korsan gibi giyinip festivale katildim. Baska bir haftasonu butun uluslararasi ogrenciler icin oryantasyon vardi. Kanada’nin en eski kulturunu ogreten bir universiteye gittik. Orda hem geldigim ulkenin gecmisine dair onemli bilgiler edindim hem de diger okullardaki uluslararasi ogrencilerle kaynasmis oldum. En guzeli de orda Naz’ı bulmus olmamdi.

Naz’la Kadikoy Anadolu’ya gidiyoruz ve ayni muzikaldeydik. Oyle olunca dedikodu yapacak cok seyimiz vardi ve onunla konustukca ev ozlemimin azaldigini hissediyodum. Naz’ı orda bulmam ikimiz icin de buyuk sansti.

Bir sonraki hafta sonu Naz’ın ailesi haftasonu icin kulubeye gideceklerini soylediler ve beni de davet ettiler. Ben de seve seve kabul ettim ve ruya gibi bir haftasonu gecirdim. Birbirimizi daha ozlemeye firsat olmadan beni onlarin okuldan arkadaslariyla yapicaklari kamp atesine ve ardindan sushi partisine davet ettiler. Ailemden rica edince hic tereddut etmeden beni oraya biraktilar. Naz’ın okulundan arkadaslariyla da tamismis ve kaynasmis oldum boylece.

Bu ay ekim ayi yani sukran gunuve cadilR bayraminin oldugu ay. Hic bos gececegini dusunmuyirum. Benim ailem Naz’ı Şükran Günü icin gidecekleri kampa davet etti bile… Cok guzel zamanlar gecirmemle birlikte bos kaldigim her an evimi ve arkadaslarimi ozluyorum.

Gercekten farkli bir kulturun icinde oldugumu her sanoye hissediyorum. Insan karakterleri bambaska. Bazen ne yapacagimi cozemitorum. Beni yanlis anlamalarindan korkuyorum. Ama bu konular hakkında uyarilmistim ve “homesick” kavraminin evrelerini adim adim yasarken simdi bu evredeyim simdi su evredeyim diye cok net cikarabiliyorum.

10 ayin biri cok hizli bitti. Daha 9 ayim var. Bazen keske yarin donsem diyorum ama icimdeki ses 9 ay sonra birakmak istemiycegimi biliyor sanki.

Mektup: Ezgi Büyüker

EzgiBüyüker

Kanada’daki 1. ayımı şimdiden doldurduğuma inanmak gerçekten çok zor geliyor. Zamanın bu kadar çabuk geçeceğini düşünmemiştim açıkçası. Şimdiden “Eve dönmek istemiyorum!” demeye başladım!

Kanada’ya uçuşum şimdiye kadarki geçireceğim en uzun uçuştu. Uçuş günüme yaklaştıkça duygu değişimlerim, heyecanım yavaş yavaş artmaya başladı. Benimle birlikte çevremdeki yakınlarımın da heyecanı ve tatlı gerginlikleri de arttı tabii. Gerçekten de çevrendekilerin desteği enerjini tamamen değiştiriyormuş.

Uçuşum boyunca hiçbir sıkıntı yaşamadım. Çok keyifliydi. Uçakta Amerika’da yaşayan bir ailenin küçük çocuğuyla tanıştım, bol bol sohbet ettik. Zaman hızla akıp geçti. Toronto’ya indiğimde biraz gergindim çünkü daha önce tek başıma yurtdışına yolculuk yapmadım ve bir sorun çıkmasından dolayı endişeliydim. Ama her şey tıkır tıkır işledi! Şansıma bir de Halifax’ta yaşayan bir Türk aileyle karşılaştım, bana bavullarım için yardım ettiler. Ve Toronto-Halifax uçağım indiğinde, elinde “Welcome to Canada, Ezgi!” yazan posteri tutan host annemi gördüm. Ben ona “Mom Lee” diyorum. Hemen sarıldık ve ikimiz de sevinç gözyaşları dökmeye başladık. Beni yemek yemeye götürdü, bolca sohbet ettik.

Okulların açılmasından 5 gün önce New Glasgow’a geldiğim için, okul alışverişimi, ihtiyaçlarımı alacak ve her şeyi düzenleyecek vakit kolayca buldum. Bu esnada beni çok güzel yerlere götürdü Mom Lee :)

Türkiye’de İstanbul gibi kocaman bir şehirdeyken, küçük bir yerde yasamak çok huzurlu hissettirdi. Her yer ağaç, orman dolu, sürekli geyik görmenin heyecanını yaşamaktan sıkılmıyorum :) Her gün evimizin önündeki yolda koşuya çıkmak için harika bir fırsattı böyle bir yerde yaşamak açıkçası.

Ve okulun ilk günü… Gerçekten çok heyecan doluydum, stresliydim. İstanbul’daki okulumda ortalama 450 kişiyken kendimi 1000 kişilik bir okulda buldum. İlk gün içinde kaybolmadım desem yalan söylemiş olurum. Hatta ilk 1 hafta boyunca. Ama okuldaki gerek görevli öğrenciler olsun, gerek diğer öğrenciler olsun gerçekten iyi hissettirmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. International öğrenciler için kafetaryada masamız bile vardı! İlk 2 hafta alışma sürecindeydim. Daha sonrasında her şey yerine oturmaya başladı. Ders sistemi çok hoşuma gitti. İlgi alanıma göre farklı farklı dersler seçtim ki istediğim mesleğe karar verebileyim ve bu senemi kendimi keşfederek geçirebileyim. Tabii ki zorunlu derslerimi de aldım. Koşu takımına katıldım. Okul sonrası antrenmanlar hem formda kalmamı hem de Kanadalı arkadaşlar edinmemi sağladı. Öğretmenler exchange öğrencilere alışıklar ve yardıma çok açıklar. Ben ve Avusturyalı exchange arkadaşım Matematik dersinin en iyisi olduk çünkü sistemlerimiz daha ileri :) Öğretmenin çok hoşuna gitti. 1 ayın dolmasına yakın, bu bölgedeki ve okulumdaki exchange öğrencilerle daha da kaynaşmaya başladık. Kanadalı arkadaşlar da edinmek gerçekten önemli ve onlar da çok arkadaş canlısı.  Ancak şunu anlamak gerekiyor ki, “genç olmak” nereye gidersek gidelim hep aynı. Bize nedensiz sinir olanlar da olacak, soğuk davrananlar da. Bu tür zorluklara boyun eğmek çok yanlış olur.

Birinci ayımın dolduğu gün, birkaç Kanadalı arkadaşla ve exchange öğrenciler olarak Çin yemeği yemeye gittik. Herkes farklı ülkeler hakkında bir şeyler öğrenmek için can atıyor. Birbirimize her gün farklı cümleler, kelimeler öğretiyoruz. Sürekli aklımda kendi kendime İngilizce bir şeyler söylüyorum, sohbetler kuruyorum. Arkadaşlarla anladık ki tüm exchange’ler bunu yaşıyormuş :) İngilizce konusunda hiç sorun yaşamadım. Farklı kalıplar öğreniyorum. Ailemle Skype yapıyoruz. Mom Lee ailemle konuşmayı çok seviyor. Gerçekten de sosyal, aile içi, okul… Tüm taslar yerine oturmaya başladı.

1. ayım boyunca anladığım en önemli şey: Bu exchange yılı bana verilmiş çok büyük, özel bir fırsat. Küçük zorluklar üst üste koyup büyük sıkıntılar yaratmaya değmez. Umarım her günüm bir öncekinden daha da verimli, mutlu, eğlenceli geçer.

Görüşmek üzere, ISE!

Amerika’da hem liseye gidip hemde en sevdiğin sporda kendini dilediğince geliştirebilirsin…

 

Türkiye’nin genç basketbolcuları hayallerine  Globalise, ISE World ve İbrahim Kutluay Basketball Academy işbirliğiyle daha da yakın. 16-18 Mart 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilen “TOP SENDE Basketball Showcase”e katılmaya hak kazanan 45 lise öğrencisi Amerika’nın seçkin okullarından gelen basketbol koçları ve İbrahim Kutluay Basketball Academy eğitmenleri önünde hünerlerini sergiledi.

Hem basketbol hem de yurtdışında uzun dönem eğitim için gerekli İngilizce eğitim donanımına sahip katılımcılar eğitim ve basketbol kariyerlerini yurt dışında sürdürme imkanlarını yakından tanıdı.

İlk gün yapılan antrenmanda İbrahim Kutluay Basketball Academy koçları ve Amerika’nın seçkin okullarından gelen Chris McDonald ve Noah Love eşliğinde taktik ve ısınma çalışmaları yapıldı.

17 Mart günü ise top liseli öğrencilere geçti. Yeditepe Üniversitesi Basketbol Takımı’nın karşısına çıkan liseli basketbolcular kıran kırana geçen bir mücadele izletti. Yeditepe Üniversitesi Basketbol Takımı’nın 80-75’lik galibiyetiyle sonuçlanan maçta lise öğrencileri kendilerini fazlasıyla kanıtladı. Günün sonunda iki öğrenci Üstün Başarı Performansı ödülünü kazandı. Amerikalı koçlar Türkiye’nin dört bir yanından gelen katılımcıların hızlı karar verme becerilerinden etkilendiklerini belirtti.

Kampın son gününde Globalise ve ISE World yetkilileri başarılı sporculara ve velilerine katılımcı koçlar eşliğinde seminer verdi. Spor hayatını akademik başarılarla bir araya getirmek için bulunan imkanlar ve öğrencilerin gelecekleri masaya yatırıldı. “TOP SENDE Basketball Showcase” süreci katılımcılar için devam ediyor. Dünyada basketbolun en iyi oynandığı okullarda okumak isteyen öğrenciler Globalise ve ISE World hizmetiyle kendilerine uygun uluslararası eğitim programını  seçme fırsatını yakalayacak.